Gözden uzak olduğu için ücra olan bir köşede karşıma çıktı eski bir hatıra… Kırmızı bir kalp… O güne kadar hayatıma giren kadınlardan bana gelen ilk hediye ve belki de en anlamlısı… Bilebilir miydin, seni, senin yokluğunda, saatlerce düşündüğüm odamda onu bir köşede unutabileceğimi? Sana şiirler yazdığım masamın arkasında onu unutabileceğimi? Ve üstünden geçen tam bir seneye ve tam olarak geçmeyen, bazen tek gecede biten bazen de ite kaka birkaç ay sürdürülen, bir sürü ilişkiye rağmen onu görüp seni hissedip elimin kaleme uzanabileceğini?
Lise heyecanı varmış ikimizde de, lise sonrası üniversitedeki büyüdüm havalarına girilen o ilk sınıfta. Birbirimize yaşattıklarımızın hayal mi gerçek mi olduğunu ikimiz de çözemiyormuşuz, oysa birçok gencin çözemediği problemleri çözebilecek yetiye sahipken. Ne kadar uzak şimdi ikimiz içinde yaşanan o güzel hikâye. Belki çocuklarına anlatırsın benim adımı kullanmadan onları uyutmadan önce, eşin yatağınızda seni tebessümle beklerken… Belki ben de anlatırım adını senden alıp verdiğim kızımı uyutmadan önce, o da senin gibi melek kalpli bir insan olsun diye, içimden de yalvarırım karşısına benim gibi iyi yüzlü yalnız içi çürümüş bir insan çıkmasın diye… Ha unutmadan, eşim beni sıcak yatağımızda tebessümle beklerken ve benim hakkımdaki gerçekleri pek bilmeden…
Üç kelimeyle özetlemişsin, defter yaprağından özenerek kestiğin kâğıdın üzerine: Hep yanımda ol! Ne kadar inandın, inandık acaba buna? “Hep” derken, belirtmek istediğin süre ne idi acaba? Üç ay daha mı? Yoksa bir sene mi, bir ömür mü? Şu an ne kadar uzağız birbirimizden… Hep yanında olduğum bir yer var. Tozlanmasın diye her gün özenle temizlediğim rafımdaki resim albümünde sana ayırdığım kısımda bolca hep yanındayım. Liseden kurtulmanın getirdiği amaçsız özgürlük duygusuyla, amaçsızca uzamaya çalışan yağlı saçlarıma başını yaslamış poz vermişsin. Sahilde gün batımında güneşi arkana alıp, kendini karartılara boğmuşsun. Hatırlıyorsun değil mi o resmi? Ne kadar da övünmüştün kendinle, manken gibi poz verdim diye. Ben de övünmüştüm kendimle, ucuz ve adi bir makine ile kartpostal tadında bir poz yakalayabildim diye. Aynı poz da bir daha bir araya gelebilecek miyiz peki? Şu an telefonu elime alıp, seni arayıp alo bile demeden sana bu soruyu sorsam bana nasıl bir tepki verirsin acaba?
Saflık zamanlarımdan son hatıralar olarak saklıyorum resimlerini, eski sevgililerime ayırdığım albümün içinde. En çok yer ve en güzel resimler senin. Bilerek saklıyorum onları, bir ricanı yerine getirebilmek için: Hep yanımda ol!
23.06.08 00:27
1 yorum:
... bu yazı, adresine hiç yollanamayan bir mektup gibi, o kadar sahici, o kadar özel bir duygu ile örülü ki sözcükleri, hepsi canlanacak kanını bulmuş sanki ...
Yorum Gönder