28 Nisan 2009 Salı

vapurda sessiz sessiz ağlayan kız

otuz dakikalık yolculukta, boğazın harika doğasıyla beraber sizi kendinizde iç yolcuğu yapmaya iten kızdır. yanına yaklaşırsınız, neyi olduğunu sorarsınız. o ise anlatır anlatır anlatır... o yarım saat içinde anlattıkları belki en yakın dostunuzun bile size itiraf etmekte zorlandığı şeylerden bile anlatılması zor şeylerdir. vapur yavaş yavaş iskeleye yanaşırken eğik başını dikleştirir. burnunu sizin uzattığınız bir selpak ile temizler, derince bir çeker. nasıl göründüğünü sorar. mükemmel diyerek ona moral verirsiniz. berbaber sessizce merdivenlere iner ve sessizce vapurun iskeleye yanaşmasını ve sürme iskelerin verilmesini beklersiniz. yanyana yürür, çıkıştı gözlerinizin içine bakarsınız. onda, dertlerini ve hatta kendine bile itiraf etmekten utandığı şeyleri tanımadığı ve tekrar görme ihtimalinin on beş milyonda bir olan bir insana anlatma rahatlığı vardır. sizde ise o kızın dertlerine ortak olmanın, dinleyerek dahi olsa ona yardımcı olmanın tarif edilemez duygusu vardır. sonra hoşçakal dersiniz ona, o da size. o gider. siz de gidersiniz.