Bir insanın belleği bu kadar girer mi birbirine? ilk kez gelmiş gibi olur mu her gün dolaştığın sokaklara, sürekli ders gördüğün tarihi binaya? Samimiyetime sahip insanlarla sanki daha yeni ısınma turları sohbetleri ettim. Gümüşsuyundan çıktığımda neyin ne tarafta olduğunu karıştırdım. İstanbul'daki ilk zamanlarıma benzer ruh halim yansıyordu vücuduma. Kambur ve güvensiz yürüdüm sokaklarda. Sağ adımımı düzgün attım hep ama sol adamım sakat bir bacak gibi takip etti beni. Meydanı ilk kez görüyormuş gibi şaşkındım, bilgisizdim. İstiklal'in, anıtın ne tarafına denk düştüğünü karıştırdım. Görüş alanımdaki yüzlerce insan hepsi yanılsamaydı, hep tanıdıktı.
Ben kendimi kime anlatayım? Kim anlar ki beni burada? Her şey kayıp, her şey yeni... Sanki ilk kez izliyorum güneşin Beşiktaş'a doğuşunu buğulu buğulu. Yurda ilk kez girmiştim, arkada bırakmam gerekiyordu sepetimi. Odama doğru yürüyordum, başım dönüyordu, midem sızlıyordu. Bu gece de oldu! Acaba hangisi hangi zamandaydı ki? Yanılsamalar, yanılsamalar... Çözdüğüm soruyu sanki daha önce çokça çözmüşüm gibi ama eminim -emin olmak istiyorum- ilk kez çözüyorum!..
Parfüm kokuları da karışırdı daha önce çeşitli çeşitli yerlerde. Önceydi ama bu! Dün değil, bugün değil, şimdi hiç değil! Çok önceydi. Belleğim, bilincim çöktü sanırım...
Beynim işkence etme bana, azap etme! Bir sene öncesi, iki sene öncesi, on sene öncesi, yirmi sene öncesi gibi titretme bedenimi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder